Sözler külliyatının On Dördüncü Lem'a'sındaki bir bölüm, Bismillah'ın işaret ettiği daha derin bir hakikate dikkat çeker: Kâinatta, yeryüzünde ve insanda birbirinin küçük bir örneğini taşıyan üç ayrı "mühür"den söz edilir.
Birincisi, kâinatın bütününde gözlemlenen yardımlaşma, dayanışma ve uyumdur; gezegenlerin döngüsünden mevsimlerin birbirini tamamlamasına kadar uzanan büyük bir işbirliği ağı. İkincisi, yeryüzünde bitkilerin ve hayvanların beslenme, büyüme ve bakımındaki şaşırtıcı düzen ve şefkattir; bir tohumun toprakta bulduğu tam da ihtiyacı olan koşullar, bir yavrunun anne şefkatiyle büyütülmesi gibi. Üçüncüsü ise insanın kendi iç dünyasındaki merhamet, şefkat ve incelik duygularıdır.
Bu üç düzeyin ortak noktası, hiçbirinin kendiliğinden, tesadüfen ortaya çıkmış gibi görünmemesidir. Aksine, her biri kendi ölçeğinde bir düzen ve bir amaç işaret eder. Metinde bu üç mühür, gökten insana uzanan "nurani bir hat" olarak tarif edilir; yani kâinatın en büyük ölçeğinden insanın en mahrem duygularına kadar aynı ahengin bir yansıması söz konusudur.
Bu bakış açısı bize, tabiata sadece işlevsel bir kaynak olarak değil, üzerinde düşünülmesi gereken bir işaretler bütünü olarak bakmayı önerir. Bir ormanın, bir nehrin, bir gökyüzünün sadece estetik güzelliği değil, aynı zamanda taşıdığı düzenin kendisi de üzerinde durulmaya değer bir derstir. Marifetullah, yani Yaratıcı'yı eserleri üzerinden tanımaya çalışmak, işte bu tür bir dikkatle başlar.