Bediüzzaman Said Nursi'nin Sözler adlı eserinin Birinci Söz'ünde anlattığı bir temsil, tevekkül kavramını en yalın haliyle gözler önüne serer. Çöl gibi tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkan iki kişiden söz edilir: biri mütevazı, diğeri mağrur. Mütevazı olan, o yerin hâkimi sayılan bir reisin ismini alarak yola çıkar; mağrur olan ise kendi başınalığına güvenip böyle bir korumaya ihtiyaç duymaz.
Yolculuk ilerledikçe fark ortaya çıkar. Reisin ismini taşıyan kişi, karşılaştığı her tehlikede o ismi anarak güvenlik bulur, çadırlara girdiğinde hürmet görür. Diğeri ise tek başına, sürekli tedirgin, her ihtiyacını kendi zayıf gücüyle karşılamaya çalışarak hem yorulur hem de itibarsızlaşır.
Bu temsil, aslında insanın dünya hayatındaki konumuna işaret eder. İnsan, sonsuz ihtiyaçları ve sınırsız düşmanları karşısında kendi başına acizdir. Ama bu aczini, Ezelî ve Ebedî olanın ismiyle hareket ederek bir güce dönüştürebilir. Tevekkül, çalışmayı bırakmak değil; elinden geleni yaptıktan sonra sonucu, gücü sonsuz olana bırakmaktır. Nitekim yolcu da yürümekten, tedbir almaktan geri durmaz; sadece kimin adına yürüdüğünü bilir.
Günlük hayatımızda da bu bilinç, huzurun anahtarı olabilir. Kaygılarımızın çoğu, her şeyi tek başımıza taşımaya çalıştığımızda büyür. Ancak bir sığınağımız, bir dayanağımız olduğunu bilerek atılan her adım daha hafif, daha güvenli hâle gelir.